20 Ocak 2010 Çarşamba

MSN'e yeni özellikler

Windows Live Messenger'a ya da yaygın adıyla MSN'e yeni özellikler katmak elinizde.

Messenger Plus! Live, Windows Live Messenger için neredeyse standart hale gelmiş, yaygın kullanım bulmuş bir eklentidir.

MSN'de geniş bir yelpazede değişiklik yapma imkanı veren bu eklentinin sayısız avantajı var. Bunlardan belki de en basit ama en etkililerinden bir tanesi, aynı anda bütün bağlantılara mesaj atabilmek. Bazı özellikler Plus'a has, bazıları MSN'de var ama Plus ile daha iyi hale getirilmiş.

Yazılımı indirip normal bir şekilde kurarken dikkat etmeniz gereken en önemli şey, beraberinde kurmak istediği sponsor yazılımı kurmamak. Bu tür yazılımlar genellikle baş ağrıtmak dışında işe yaramazlar. Elbette istisnalar vardır ve inceleyip kendi kararınızı kendiniz de verebilirsiniz.

Kurulum esnasında size sunulan seçenekleri de incelerseniz, yazılım hakkında oldukça detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.



Olay görüntüleme özelliği kimin online olduğunu ya da çıktığını görmek için gayetkullanışlı.

Birisine söyleyecek bir şeyleriniz varsa ve offline mesaj atmak istemiyorsanız, uyarıyı gördüğünüzde aklınıza gelecektir. MSN'in sunduğu özellikten çok daha kapsamlı olan bu özellik arkadaşlarınızın dinlediği parçaların da kaydını tutar. Böylece daha sonra sohbet için bir başlangıç noktanız olur. Karşınızdaki kullanıcıda da aynı yazılım kuruluysa konuşmalara ses ekleyebilirsiniz, sesli görüşme yapmak istemiyorsanız, hazır ses efektleriyle zenginleştirilmiş, eğlenceli bir sohbet mümkün.

Kendi kişiselleştirilmiş durumunuzu ve bilgisayar başında olmadığınız zaman gösterilen mesajları belirleyebilirsiniz. Bilgisayar başında olmadığınız zamanlar için otomatik cevaplar da ayarlayabilirsiniz. Size mesaj atanlar otomatik cevap alırlar.

Bunlarla da bitmiyor, çeşitli scriptler indirerek Messenger Plus! Live'ı daha kullanışlı hale getirebilirsiniz.
Messenger Plus! Live'ı bilgisayarınıza indirmek için tıklayın.

Windows 7 SP1 bu mu

Çok ilginç bir kaynaktan Windows 7 Service Pack 1 görüntüleri: Gerçek mi, sahte mi.

Muywindows.com'un aktardığı habere göre Microsoft Windows 7'nin çıkmasına daha aylar olan servis paketinin ilk ekran görüntüleri sızdı.

Windows 7 Pre SP1 Demo'nun Microsoft tarafından test kullanıcılarına yollanacağı iddia ediliyor. Sadece Windows 7 SP1 de değil, Office 2010'un final sürümünün de test için bir grup kullanıcıya yollanacağı aktarılan bilgiler arasında yer alıyor.

İşin ilginç yanı Muywindows.com'un eline geçen ekran görüntülerinin bir kısmının Türkçe olması. İspanyol blog yazarı bu görüntüleri anonim kalmak isteyen birinden aldığını belirtiyor.

Microsoftkitchen'dan Stephan Chapman'ın blog'u gösterilen kaynaklar arasında yer alıyor. Ekran görüntüleri Windows 7 SP1 demo Build 7227'den alınmış. Bu konuda resmi bir açıklama ya da doğrulanmış bilgiler olursa yine sizlerle paylaşacağız.

17 Ocak 2010 Pazar

İKİLEME İLE İLGİLİ KONU ANLATIMI, İKİLEMELER İLE İLGİLİ KONU ANLATIMI, TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM

İKİLEME, İKİLEMELER, ÖZELLİKLERİ, YAPILIŞLARI (1) (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)



Söze güç katmak, anlamı pekiştirmek amacıyla ikilemeler kullanılır.



İkilemeler, türlü yöntemlerle oluşturulur:



Aynı sözün yinelemesiyle: (ağır ağır, yavaş yavaş, uzun uzun )



Yansıma sözcüklerle: (kütür kütür, şırıl şırıl, çatır çatır )



Yakıştırma sözcüklerin birlikte kullanımıyla: (eski püskü, eğir büğrü )



m sesinin aracılığıyla: (kitap mitap, kapı mapı, çocuk mocuk)



Zıt anlamlı sözcüklerin birlikte kullanımıyla: (aşağı yukarı, gece gündüz)



Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeğidir. İkilemeler yapıca ve anlamca farklılıklar gösterir.



a. Aynı sözcüğün tekrarıyla yapılabilir.



Usul usul sınıfı terk etti.



Koşa koşa geldi.



b. Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.



Yalan yanlış sözlerle ortalığı karıştırdı.



Artık kimsede ar namus kalmadı.



c. Karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.



Aşağı yukarı iki aydır kimse uğramadı buraya.



İşin aslını er geç öğreneceğim.



d. Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir.



Eğri büğrü yollardan denize ulaştık.



İçeriye ufak tefek bir adam girdi.



e. Her ikisi de anlamsız sözcüklerle yapılabilir.



Ivır zıvır eşyaları tavan arasına kaldırdık.



Böyle eften püften sebeplerle oyalama beni.



f. Sözcüklerden biri ya da her ikisine ekler getirilerek yapılabilir.



Beni baştan aşağı şöyle bir süzdü.



Onunla başa baş (bilgi yelpazesi) mücadele etti.



Her ikileme cümleye değişik bir anlam katar.



Yüzüme acı acı gülümsedi. (kuvvetlendirme)



Gideli aşağı yukarı iki gün oldu. (ihtimal)



Ivır zıvır eşyaları atın. (değersiz)



Caddede sıra sıra ağaçlar vardı. (çokluk)


İKİLEME, İKİLEMELER, ÖZELLİKLERİ, YAPILIŞLARI (2) (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)



Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.



İkilemelerin anlamsal özellikleri şöyle sıralanabilir:



Anlamı güçlendirip pekiştirmek, anlamı abartmak.



Örnek :



Güzel mi güzel kız



Demet demet çiçek



Çuval çuval fındık



Çıtır çıtır simit



Ağlaya sızlaya bir hal olmak



Güle güle ölmek



Varını yoğunu ortaya çıkartmak



"Şöyle böyle, yaklaşık olma" anlamı vermek.



Örnek :



İyi kötü (bilmek)



Aşağı yukarı (anlamak)



Hemen hemen (bitirmek)





İkilemelerin Kuruluş (Yapılış) Özellikleri:



Aynı sözcüğün tekrarıyla oluşan ikilemeler.



Örnek:



İri iri - Koca koca - Yavaş yavaş - Uslu uslu



Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşanlar.



Örnek:



Börek çörek - Derli toplu - Sorgu sual - Doğru dürüst - Sağ salim



Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşanlar.



Örnek:



Çalı çırpı - Konu komşu - Yırtık pırtık - Eğri büğrü



Her ikisi de anlamsız sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşanlar.



Örnek:



Ivır zıvır - Abur cubur - Eciş bücüş - Dangıl dungul (bilgi yelpazesi)



Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşanlar.



Örnek:



İyi kötü - Er geç - Düşe kalka - İleri geri



Yansıma sözcüklerin tekrarlanmasıyla oluşanlar.



Örnek:



Vızır vızır - Şırıl şırıl - Tıkır tıkır - Horul horul





UYARI



İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemelerin arasına virgül işareti KONULMAZ.

YANSIMA SÖZCÜKLER İLE İLGİLİ KONU ANLATIMI, YANSIMA SÖZCÜKLER ÖZELLİKLERİ, TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM

İKİLEME, İKİLEMELER, ÖZELLİKLERİ, YAPILIŞLARI (1) (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)



Söze güç katmak, anlamı pekiştirmek amacıyla ikilemeler kullanılır.



İkilemeler, türlü yöntemlerle oluşturulur:



Aynı sözün yinelemesiyle: (ağır ağır, yavaş yavaş, uzun uzun )



Yansıma sözcüklerle: (kütür kütür, şırıl şırıl, çatır çatır )



Yakıştırma sözcüklerin birlikte kullanımıyla: (eski püskü, eğir büğrü )



m sesinin aracılığıyla: (kitap mitap, kapı mapı, çocuk mocuk)



Zıt anlamlı sözcüklerin birlikte kullanımıyla: (aşağı yukarı, gece gündüz)



Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeğidir. İkilemeler yapıca ve anlamca farklılıklar gösterir.



a. Aynı sözcüğün tekrarıyla yapılabilir.



Usul usul sınıfı terk etti.



Koşa koşa geldi.



b. Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.



Yalan yanlış sözlerle ortalığı karıştırdı.



Artık kimsede ar namus kalmadı.



c. Karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.



Aşağı yukarı iki aydır kimse uğramadı buraya.



İşin aslını er geç öğreneceğim.



d. Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir.



Eğri büğrü yollardan denize ulaştık.



İçeriye ufak tefek bir adam girdi.



e. Her ikisi de anlamsız sözcüklerle yapılabilir.



Ivır zıvır eşyaları tavan arasına kaldırdık.



Böyle eften püften sebeplerle oyalama beni.



f. Sözcüklerden biri ya da her ikisine ekler getirilerek yapılabilir.



Beni baştan aşağı şöyle bir süzdü.



Onunla başa baş (bilgi yelpazesi) mücadele etti.



Her ikileme cümleye değişik bir anlam katar.



Yüzüme acı acı gülümsedi. (kuvvetlendirme)



Gideli aşağı yukarı iki gün oldu. (ihtimal)



Ivır zıvır eşyaları atın. (değersiz)



Caddede sıra sıra ağaçlar vardı. (çokluk)


İKİLEME, İKİLEMELER, ÖZELLİKLERİ, YAPILIŞLARI (2) (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)



Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.



İkilemelerin anlamsal özellikleri şöyle sıralanabilir:



Anlamı güçlendirip pekiştirmek, anlamı abartmak.



Örnek :



Güzel mi güzel kız



Demet demet çiçek



Çuval çuval fındık



Çıtır çıtır simit



Ağlaya sızlaya bir hal olmak



Güle güle ölmek



Varını yoğunu ortaya çıkartmak



"Şöyle böyle, yaklaşık olma" anlamı vermek.



Örnek :



İyi kötü (bilmek)



Aşağı yukarı (anlamak)



Hemen hemen (bitirmek)





İkilemelerin Kuruluş (Yapılış) Özellikleri:



Aynı sözcüğün tekrarıyla oluşan ikilemeler.



Örnek:



İri iri - Koca koca - Yavaş yavaş - Uslu uslu



Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşanlar.



Örnek:



Börek çörek - Derli toplu - Sorgu sual - Doğru dürüst - Sağ salim



Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşanlar.



Örnek:



Çalı çırpı - Konu komşu - Yırtık pırtık - Eğri büğrü



Her ikisi de anlamsız sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşanlar.



Örnek:



Ivır zıvır - Abur cubur - Eciş bücüş - Dangıl dungul (bilgi yelpazesi)



Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşanlar.



Örnek:



İyi kötü - Er geç - Düşe kalka - İleri geri



Yansıma sözcüklerin tekrarlanmasıyla oluşanlar.



Örnek:



Vızır vızır - Şırıl şırıl - Tıkır tıkır - Horul horul





UYARI



İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemelerin arasına virgül işareti KONULMAZ.

YANSIMA SÖZCÜKLER, ÖZELLİKLERİ (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)



Kulağımızla duyabildiğimiz seslerin harflerle gösterilmesidir.



Örn:



Çıt, pat, küt, tak, öhö



Doğada duyulan seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir. Bu sözcüklerde ses-anlam ilişkisi güçlüdür. Bu tür sözcükler sese dayalı olduğundan çoğu dilde benzerlik gösterir.



Çalılıktan çıtır çıtır sesler geliyordu.



Köpek acı acı havlıyordu.



Su şırıl şırıl akıyordu.





UYARI: Yansıma sözcüklere benzeyen ancak ses ilgisi bulunmadığından yansıma denmeyen sözcükler de vardır.



Güneş pırıl pırıl parlıyordu.



Işıl ışıl bir güne merhaba dedik.



Cümlelerinde altı çizili sözler sese dayalı olmadığından yansıma değildir.

15 Ocak 2010 Cuma

MECAZ ANLAM, MECAZ ANLAM ÖZELLİKLERİ, MECAZ ANLAM ile ilgili konu anlatımı, TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM, MECAZ TÜRLERİ

MECAZ ANLAM, ÖZELLİKLERİ

Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir.

Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır.

Örnek:

Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.

Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.

Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.

Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Mecaz Türleri

Benzetme (Teşbih) :

Aralarında benzerlik bulunan iki varlıktan (kavramdan) niteliği zayıf olanın, niteliği üstün, belirgin olana benzetilmesidir.

Benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Benzetmenin dört öğesi vardır :

1- Benzeyen (niteliği zayıf olan)

2- Benzetilen (niteliği, üstün, belirgin olan)

3- Benzetme yönü (benzerlik ilgisi gösteren)

4- Benzetme edatı (gibi, kadar, sanki, misali)

Örnek :

Kızın deniz gibi masmavi gözleri vardı.

Benzetilen Benzetme Benzetme Benzeyen

Edatı Yönü

Benzetme İle İlgili Uyarılar:

Benzetmenin oluşabilmesi için benzeyen ve kendisine benzetilenin kullanılması şarttır.

Bunlar, benzetmenin temel öğeleridir.

Dört öğesinin dördünün de kullanıldığı benzetmelere ayrıntılı benzetme, benzetme edatının olmadığı benzetmelere kısaltılmış benzetme, yalnızca temel öğelerin kullanıldığı benzetmelere teşbih-i beliğ denir.

Örnek :

Sular öyle temiz ki annemin yüzü gibi. (Ayrıntılı Benzetme)

Benzeyen Benzetme Benzetilen Benzetme

Yönü Edatı

Adam cesurlukta aslandı. (Pekiştirilmiş Benzetme)

Benzeyen Benzetme Benzetilen

Yönü

Bin Atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Kısaltılmış benzetme)

Benzetilen Benzetme Benzeyen

Edatı

Gider oldum kömür gözlüm elveda. (Teşbih-i beliğ)

Benzetilen Benzeyen

Eğretileme (İstiare) :

İstiare : Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir.

Örnek :

Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)

Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)

Eğretileme üç çeşittir.

Açık Eğretileme: Yalnızca kendisine benzetilenin kullanılmasıyla yapılan eğretilemedir.

Örnek :

Havada bir dost eli okşuyor tenimizi. Benzeyen:Rüzgar(yok) Benzetilen:Bir dost eli

Kurban olam kurban olam

Beşikte yatan kuzuya Benzeyen : Bebek, çocuk (yok) Benzetilen : Kuzu

Kapalı Eğretileme: Yalnızca benzeyen ile yapılan, benzetilenin de bir özelliğinin belirtildiği (genel olarak benzetme yönü) eğretilemedir.

Örnek :

Oğlu büyüyünce yuvadan uçup gitti.

Benzeyen : Oğul Benzetilen : Kuş (yok) Benzetme yönü : Uçup gitmek

Ay zeytin ağaçlarının arasından yere damlıyordu.

Benzeyen : ay Benzetilen : su (yok) Benzetme yönü : yere damlaması

Yaygın (Temsili) Eğretileme: Benzetmenin temel öğeleriyle birlikte, birden çok benzetme yönünün bulunduğu eğretilemedir. Yaygın eğretilemede bir "gizleme" vardır. Açıkça söylenmeyen ya da söylenmek istenmeyen sözler, benzetme yoluyla ve sözlük anlamına gizlenerek söylenir, şairler bunu çoğu kez güzel ve etkili bir anlatım için kullanırlar.

Örnek :

Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Eğretileme Yolları

İnsana özgü kavramların, doğaya (dış dünyadaki varlıklara) aktarılmasıyla;

Örnek :

İnsan Derinden derine ırmaklar ağlar. Kapalı Eğretileme

Benzetilen Benzeyen

Doğaya özgü kavramların insana aktarılmasıyla;

Örnek :

Askerin ölümü Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. Açık Eğretileme

Benzeyen Benzetilen

Doğadaki bir varlığa ait özelliğin, bir başka varlığa aktarılmasıyla;

Örnek :

Bulut Yüce dağ başında bir top pamuk var. Kapalı Eğretileme

Benzeyen Benzetilen

Bir duyuya ait bir kavramın bir başka duyuya aktarılmasıyla;

Örnek :

Sıcak bakışlarıyla ısıtırdı içimizi. Kapalı Eğretileme

Ad Aktarması (Mecazı Mürsel)

Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.

Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır.

Örnek :

"Sinema" için "beyaz perde"

"seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"

Ad aktarması şu ilişkiler çerçevesinde kurulabilir:

Sanatçı verilir, yapıtı anlatılır.

Örnek :

Yaşar Kemal'i lise yıllarımda okudum. (Yaşar Kemal'in romanlarını)

İçteki varlık verilir, dışındaki anlatılır ya da dıştaki varlık verilir içindeki anlatılır.

Örnek : Haberi duyunca bütün ev ayağa kalktı. (Evin içindeki insanlar)

Ayağını çıkarmadan içeri girme. (Ayakkabını)

Parça verilir, bütün anlatılır ya da bütün verilir, parça anlatılır.

Örnek :

Bu acılı haberi ona hangi dil söyleyebilir? (İnsan)

Gemi Mersin'e yanaştı. (Mersin Limanı)

Bir yer adı verilir, o yerde yaşayan insanlar anlatılır.

Örnek :

Bütün köy meydanda toplandı. (köy halkı)

Erzurum, Mustafa Kemal'e kucak açtı. (Erzurum Halkı)

Bir yön adı verilir, o yöndeki bölgeler ya da ülkeler anlatılmak istenir.

Örnek :

Batı bu duruma müdahale etmedi. (Batı ülkeleri)

Bir eşya adı verilir, onu kullananlar anlatılmak istenir.

Örnek :

Koştu, yokuş aşağı bir şapka. (İnsan)

Soyut bir ad verilip, somut bir varlık anlatılır.

Örnek :

Bu sonucu Türk gençliğine armağan ediyorum. (Genç insanlar)

Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı. (insanlar)

Sonuç verilir, bunun nedeni kastedilir. Örnek :

Gökten sicim gibi bereket yağıyor. (bereket, sonuçtur, nedeni yağmur anlatılmıştır)

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme)

Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir.

Örnek:

Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?

Bulmadım dünyada gönüle mekan

Nerde gül bitse etrafı diken

Şu karşıma göğüs geren

Taş bağırlı dağlar mısın?

Tariz (Taşlama) : Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır.

Örnek:

Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.

O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.

Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma) :

İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir.

Örnek:

Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)

Ufukta günün boynu büküldü. (Teşhis)

Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :

Tenimde bir yara işler gibisin. (İntak)

Abartma (Mübalağa) :

Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir.

Örnek:

Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.

Alem sele gitti gözüm yaşından

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

MECAZ ANLAM, ÖZELLİKLERİ (2) (TÜRKÇE DERSİ KONU ANLATIM)

Sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı bu anlama mecaz anlam diyoruz.

Bir sözcüğün tamamen gerçek anlamı dışında kullanılmasıyla kazandığı anlam özelliğidir.

Doğadaki somut varlıklara soyut anlamlar yüklenerek yaşamımıza aktarılır.

Örn:

Taş gibi adamdı.

O da bu konuda az kalem oynatmadı.

Baş ağrısı beyin tümörü olabilir

En sık karşılaşılan rahatsızlıklardan biri olan baş ağrısı ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Bu hastalıklardan biri de beyin tümörleridir.

Baş ağrısı belirtisi karşısında her uzmanın beyin tümörünü aklına getirmesi gerektiğini söyleyen Kadıköy Şifa Hastanesi Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. A. Serdar Armağan beyin tümörleri ile ilgili en önemli soruları yanıtladı.

Beyin tümörü nedir?

Kafatası kemiği içinde beyin dokusu ve çevre zarlardan gelişen kontrolsuz büyüyen hücrelerin oluşturduğu kitlelerdir.

Nasıl belirti verir?

Beyin tümörlerinde en sık karşılaştığımız bulgular baş ağrısı, kusma, görme bozuklukları, nabız sayısında azalma, baş dönmesi, uyuklamadır.

Ayrıca tümörin yerleştiği bölgedeki beyin dokusunda oluşan harabiyete bağlı o bölgenin fonksiyon kayıtları şeklinde karşımıza çıkar.

Baş ağrısı erken evrede nöbetler halinde daha sonra sürekli olur. Genellikle alın bölgesinde ve şakaklarda hissedilir.

Kusma kafa içi basınç artmasına bağlı olarak bulantı olmadan fışkırır tarzda olur. Daha çok sabahları aç karnına rahatsız eder.

Bayılma (epilepsi nöbeti) beyin kabuğunun tümör tarafından zedelendiği durumlarda bayılma nöbetleriyle diğer bulgular olmadan tümör gelişiminin habercisi olabilir. Genellikle 25 yaşından sonra başlayan bayılma nöbetleri önemlidir.

Beyincik bölgesinde yerleşen tümörlerde dengesizlik, baş dönmesi, yürüme bozukluğu, konuşma merkezine yerleşen tümörlerden çeşitli konuşma bozuklukları, hareket merkezine yakın yerleşen tümörlerde vücudun sağ ve ya sol tarafında oluşan felçlerle bulgu verir.

Hangi hastalıklarla benzerlik gösterirler?

Bu bulgular yalnızca beyin tümörü için spesifik değildir. Bazı beyin dokusuna yayılan enfeksiyon hastalıkları migren, damar tıkanmaları, beyin kanaması gibi pek çok nörolojik hastalıklar da bu belirtilerle karşımıza çıkar.

Her baş ağrısı beyin tümörünü işaret eder mi?

Her baş ağrısında doktor beyin tümörünü aklına getirmelidir. Baş ağrısı beyin tümörlerinde en sık karşılaştığımız belirtilerdendir ama tümöre spefisik değildir. İlk işaret her zaman baş ağrısı olmayabilir. Karşımıza yalnızca bayılma nöbetleriyle veya yürüme ve konuşma güçlüğü ile gelebilir.

Beyin tümörleri neden oluşur?

Beyin tümörünün oluşumu altında ailevi yatkınlık, travma, bazı virüs enfeksiyonları olduğu söylenmektedir. Kesin olarak neyin sebep olduğu halen bilinmemektedir.


Beyin tümörlerinin hangi türleri vardır?

a- Malign tümörler (kanserleri) - bunlar içinde en çok görülenler beynin kendi dokusundan gelişen glial tümörler ve metastazlardır. (Vücudun diğer organlarında gelişen ve beyin dokusuna çeşitli yollarla yerleşen tümörlerdir) .
En sık rastlanan metastazlar akciğer, meme, kalın bağırsak ve mide kanserinin yayılması sonucu görürürler.
b- İyi huylu (benin) tümörler - bunlar genellikle kafatası içinde beyin dokusu dışında gelişen meningion, hipofis tümörleridir. Bu tür tümörler genellikle cerrahi olarak tam çıkarılabilir, tekrarlamaları nadirdir.

Erken teşhis neden önemlidir?

Her hastalıkta olduğu gibi beyin tümörlerinde de erken tanı çok önemlidir. Beyin dokusunda yenilenme yeteneği yoktur. Bu nedenle tümör dokusu beyin doksunda kalıcı hasar yapmadan teşhis edilmesi ve çıkarılması çok önemlidir.
Yeni tanı yöntemleri bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, erken tanıda çığır açmıştır. Bu tanı araçları sayesinde daha tümör bulgu vermeden tesadüfen yakalanan pek çok vaka vardır. Bu görüntüleme yöntemleri sayesinde ve ameliyatlarda mikroskobun kullanılmaya başlanmasıyla beyin tümörlerinde tedavi ve başarı şansı çok artmıştır.

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Beyin tümörlerinde tedavi üç aşamalıdır.

a- Cerrahi
b- Işın tedavisi(radyoterapi)
c- İlaç tedavisi(kemoterapi)

Cerrahi tedavi genellikle ilk tercih edilen tedavi yöntemidir. Kafatası içinde gelişen ve basınç yapan bu yabancı dokuyu buradan uzaklaştırmak ve olabildiğince çevre dokulara zarar vermeden çıkarmak amaçlanır. Her zaman bunda başarılı olunamaz. Habis tümörlerde daha sonra ışın tedavisi ve ilaç tedavisi tedavi protokolüne ilave edilerek kombine tedaviye başlanır, burada amaç kalan tümörlü dokunun büyümesini önlemek, hastaya daha uzun ve kaliteli yaşam sağlamaktır.

İyi huylu tümörler genellikle cerrahi olarak tam çıkartılır. Bunun için radyoterapi ve kemoterapi gerekli değildir.

Beyin tümörleri daha çok hangi yaşlarda görülür?

Toplumda beyin tümörlerinin görülme sıklığı 100.000 /5’tir. 3-12 yaş ve 40-70 yaş grubunda görülme sıklığı artar.

Normal doğum mu sezaryen mi?

Anne olmak hayali ile birlikte endişeler de artmaya başlar. Özellikle son günlerde Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın sezaryenle doğumlara kısıtlama getirileceğini söylemesi de bu endişelerin artmasına neden oldu.

Peki sezaryen bu kadar zararlı mı ya da ne zaman tercih edilmeli? Bu soruları Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli'ye sorduk.

Nilgün Yıldız yazıyor

Nasıl doğum yapmak gerektiğine kim karar vermeli? Anne mi, doktoru mu?

Ortalama 38-40 hafta süren gebelik sonrası en önemli an; doğumun gerçekleşeceği ve anne adayının bebeği ile karşılaşma anıdır. Uzun maraton bitmek üzeredir ve anne adayı doğumun nasıl gerçekleşeceği yönünde bir karar vermesi gereklidir. Kişiler bu kararı alırken birçok faktörden etkilenmektedir. Bu aşamada daha önce kişinin yaşamış doğum tecrübeleri, yakın çevrenin aktardıkları, medyadan edinilen bilgiler, aile büyüklerinin daha önceden yapmış olduğu doğumlar ile ilgili tecrübeleri, gebeliği takip eden doktorun tecrübesi ve önerileri gibi birçok faktör hastanın kararında etkili olmaktadır. Az önce bahsedilen durumlar her ne kadar önemli olsa da asıl belirleyici hastanın kendisinin ne istediği, beklentileri, duygularıdır.

Anne adayı hiçbir sorun olmadığı halde sezaryenle doğum yapmak istiyorsa, doktorun tavrı ne olmalı? Ya da işin doğrusu nedir?

Tabii ki doğum şeklini eğer herhangi bir tıbbi gereklilik yoksa anne adayı belirlemelidir. Burada doktora düşen görev; her iki doğum şekli içinde artı ve eksileri anlatmak ve hastanın aklındaki tüm sorulara cevap vermektir. Doktor bu süreçte karar verici değil sadece hastayı destekleyici olmalıdır. Normal doğurmak isteyen bir hastayı zorla sezaryen yapmak veya tam tersi sezaryen olmak isteyen bir hastayı normal doğuma zorlamak doğru değildir. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta; eğer gerçekten tıbbi olarak sezaryen olmak gerekiyorsa veya normal doğumu zorlayacak veya engelleyecek bir sorun varsa hastaya bu durum için detaylı bilgi verilmelidir. Aksi takdirde, yani herhangi bir sorun yoksa normal doğum konusunda özendirilmelidir. Bu özendirme konusunda çok hassas davranılmalıdır. Hem bebek sağlığı, hem anne sağlığı mutlaka gözetilmelidir.

Normal doğum ve sezaryenin avantaj ve dezavantajlarını sıralayabilir misiniz?

Kadın ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli

Normal doğum sayesinde hastanın günlük hayatına dönmesi daha kolay olur. Sezaryen gibi bir ameliyat olmadığı için doğum sonrası iyileşme süreci daha hızlıdır. Emzirme dönemi daha hızlı başlar. Ameliyatın getirdiği cerrahi riskler alınmamış olur. Bir miktar kanama riski ve bebeğin stres altında kalması olasılığı fazladır ama kabul edilebilir düzeydedir.

Sezaryenle doğum Amerika’da yüzde 10-15 civarında

Doğum yöntemlerinin de trendi var mı? Yeni trend nedir?

Doğum tercihleri yıllar içinde farklılıklar göstermektedir. Eskiden normal doğum tercih edilirken, 80’li-90’lı yıllarda sezaryen doğum daha ön plana çıktı. 90’lı yılların ikinci yarısından sonra tekrar normal doğuma doğru bir kayış söz konusu oldu. Anne adayları bilgilendikçe, bilgiler paylaşılabilir hale geldikçe normal doğum daha popüler hale gelmeye başladı. Avrupa ve Amerika’daki normal doğum-sezaryen oranları Türkiyede ki ile genellikle ters yöndedir. Örneğin Amerika da sezaryen doğum oranı maksimum yüzde 10-15 civarında iken Türkiye’de yüzde 80’ ler civarındadır.

Zaman ilerledikçe ve halk bilinçlendikçe normal doğum oranları modern toplumlarla aynı oranlara doğru yükselmesi beklenmektedir. Aynı zamanda doktorların buna olan inancı arttıkça ve sağlık politikaları toplumu ve hastaneleri bu duruma özendirdikçe oranlar değişecektir. Zorunlu sezaryen yapılması gerekliliği olmadıkça anne adayları normal doğum için mutlaka özendirilmelidir. Sınırlı sayıda sezaryen gerekliliği dışında, normal doğum hasta için uygunsa mutlaka birinci tercih olarak değerlendirilmelidir.

Hangi durumlarda sezaryen gereklidir?

Tabii ki doğum şeklini belirlerken bebeğin kilosu, anne karnında yerleşim şekli, plasentanın yeri, annenin kemik yapısının uygunluğu çok önem kazanmaktadır. Bir de ne kadar değerlendirme yapılırsa yapılsın doğum dinamik bir süreçtir. Yani doğum eylemi başlamadan kişinin doğumunun kolay mı yoksa zor mu olacağını öngörmek çok kolay değildir. Bu sebeple herhangi bir engel durum yoksa normal doğum eyleminin başlamasını mutlaka beklemek gereklidir. Süreç başladıktan sonra yani hastanın ağrıları başladıktan, suyu geldikten veya kanaması olduktan sonra doğum eylemi başlamış demektir. Bu eylem başladıktan sonra belirli aralıklarla yapılan muayenelerde rahim ağzının durumu ve bebeğin başının ilerlemesi birlikte değerlendirilerek doğumun nasıl olacağı anlaşılabilir. Normal doğum yapmak isteyen hastalara bu şans mutlaka tanınmalıdır. Bir de önemli diğer nokta normal doğum eylemi süresince sabırlı ve soğukkanlı olunmalıdır, bu hem doktor için hemde aile yakınları için önemlidir. Çünkü normal doğum süreci uzundur, yani ağrılar başladıktan sonra hemen birkaç saat içinde doğum genellikle olmamaktadır. Oysa aile bireylerinin beklentisi hemen ve mümkün olduğunca az ağrılı olması yönündedir. Böyle bir beklenti oluşunca normal doğumu yönlendirmek zor olmaktadır. Mutlak sabır önemlidir. Doğumun doğal akışını izlemek gerekir. Zaten bu akış içinde herhangi bir aksilik olursa doktor bilgi verecektir. Aksi takdirde biraz çaba ile normal doğumun keyfine varılacaktır ve bebek ile en doğal karşılaşma gerçekleşecektir. Doğum aşamasında doktor tabiki tıbbi bilgisini kullanacaktır ama asıl görev anne adayına düşmektedir. Anne adayı eğer doğru zamanda doğru tavrı sergilerse doktorun yardımıyla doğum gerçekleşir.

4000 gr. üzeri bebek ağırlığı, çoğul gebelikler, plasenta previa gibi bebeğin eşinin duruş bozuklukları, makat prez., baş-pelvis uygunsuzluğu, çeşitli vajinal aktif infeksiyonların varlığı, normal doğuma engel olabilecek anneye ait hastalıklar sezaryenle doğumu gerektirmektedir. Ancak görüldüğü gibi bu liste giderek kısalmaktadır. Bu sebeple gelecekte normal doğum hak ettiği yeri kazanacaktır diye düşünüyorum.

12 Ocak 2010 Salı

İşte asrın hastalığı

Stres bozukluğundan kaynaklanan ‘adrenal yorgunluğu’, stresle baş etmek için kortisol hormonu salgılayan böbrek üstü bezlerinin (adrenaller) aşırı çalışmaktan yorgun düşmesinden kaynaklanıyor. Bu hastalığı WHO da kabul ediyor.

Kendinizi sürekli yorgun hissediyor, çabuk asabileşiyor, konsantre olmakta zorlanıyor ve seks isteğinizde azalma yaşıyorsanız “21. yüzyılın hastalığı” olarak tanımlanan “adrenal yorgunluğundan” mustarip olabilirsiniz.

Modern yaşamın “yan etkisi” olan stres bozukluğundan kaynaklanan “adrenal yorgunluğu”, stresle baş etmek için kortisol hormonu salgılayan böbrek üstü bezlerinin (adrenaller) aşırı çalışmaktan yorgun düşmesinden kaynaklanıyor. Adrenallerin yoğun stres karşısında yorulmasıyla vücuttaki kortisol seviyesi hızla azalıyor ve vücudumuz stresli durumlarda etkili biçimde tepki veremiyor.

Rahatsızlığı artık Dünya Sağlık Örgütü de (WHO) tanıyor. Milliyet Gazetesi'nin haberine göre İngiliz beslenme uzmanı Rhian Stephenson, adrenal yorgunluğu yaşadığından şüphelenen kişilerin öncelikle başka bir hastalıkları olup olmadığından emin olmak için test yaptırmasını tavsiye ediyor. Stephenson, tam tahıl, yağlı balık ve meyve açısından zengin beslenmenin yanı sıra düzenli egzersiz ve televizyon izlemek gibi rahatlatıcı aktivitelerle semptomların hafifletilebileceğini belirtiyor.

Adrenal yorgunluğu terimini ortaya atan Kanadalı alternatif tıp uzmanı Dr James Wilson nedenlerini ve belirtilerini şöyle sıralıyor:

Nedenler:
Kötü beslenme (beyaz un, düşük lifli gıdalar, şeker, yetersiz sebze ve meyve)
Yorgunken uyarıcı olarak tatlı, tuzlu yiyecekler yemek ya da tatlandırılmış ve kafeinli içecekler içmek
Yorgun olmaya rağmen geç yatmak
Kendini beceriksiz hissetmek
Mükemmel olmaya çalışmak
Hiçbir kazancı olmayan durumlarda bulunmak
Çok az eğlenceli ya da canlandırıcı aktivite yapmak


BELİRTİLER
Nedensiz yorgunluk
Sabah yataktan kalkmakta zorlanmak
Gün içinde enerji için kahveye, kolaya, tuzlu ve tatlı atıştırmalıklara ihtiyaç duymak
Bitkin ve stresli hissetmek
Hayatın günlük zorunluluklarıyla başa çıkmakta zorlanmak
Stresten ya da hastalıktan kurtulamamak
Eğlenememek
Seks isteğinde azalma

Televizyon izlemek öldürebilir

Televizyonun başında çok uzun saatler hareketsiz kalmak, erken ölme riskini artıyor.

Avustralya'da 6 yıl boyunca herhangi bir kalp rahatsızlığı bulunmayan 25 yaş üzeri 8 bin 800 kişi üzerinde yapılan araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı.

Araştırmaya göre, günde 4 saat veya daha fazla televizyon karşısında kalanların, 2 saatten az izleyenlere göre kalp rahatsızlığından ölme ihtimali yüzde 80 daha fazla. Bu kişilerin herhangi bir sebepten ölme olasılığı da az TV izleyenlere göre yüzde 46 fazla.

Bunun yanı sıra televizyon karşısında harcanan her ek bir saat, kalp rahatsızlığından yaşamını yitirme riskini yüzde 18, genel sebeplerden ölüm riskini de yüzde 11 artırıyor.

Katılanların yaşları, sigara kullanımı, tansiyonları gibi sağlık konuları hesaba katıldığında bile bu oranların değişmediği belirtiliyor.

SEBEP: HAREKETSİZ KALMAK

Bu "tehlikeli" durumun nedeni ise televizyonunun kendisi değil. Araştırmayı yöneten Dr. David Dunstan, sorunun, televizyon karşısında "yanlış oturmaktan" kaynaklandığını belirtiyor.

Araştırmaya göre, çok uzun süre televizyon izlemek, çok uzun süre oturmak anlamına geldiği için, bu sürede kaslar hareket etmiyor ve böylesine uzun süreli hareketsizlik metabolizmayı bozuyor. Dahası, sonrasında egzersiz yapmak televizyon karşısında çok oturmanın getirdiği olumsuz sonucu telafi etmiyor.

Dunstan, insanların TV izlerken de aktif olabileceğine dikkati çekerek, reklam aralarında ayağa kalkılması, dolaşılması ve TV izlerken bazı egzersizler yapılması tavsiyelerinde bulundu.

Araştırmanın detayları American Heart Association Journal'in 26 Ocak sayısında yayımlanacak.

11 Ocak 2010 Pazartesi

İnternet kafelerde oyun yasağı

Yalova Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü, “Metin 2” adlı savaş oyununun internet kafelerde oynanmasını,şiddet öğeleri içerdiği gerekçesiyle yasakladı.
Yalova Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, son zamanlarda “Metin 2” ve benzeri oyunların küçük yaştaki çocuklar tarafından internet kafelerde oynandığının kamuoyunun gündemine geldiği hatırlatıldı.

Oyunun delici ve ezici silahlarla yapılan savaş görüntülerinin yanı sıra şiddet içerikli öğeler barındırdığının tespit edildiği belirtilen açıklamada, oyunun valiliğin oluruyla yasaklandığı bildirildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi: “Metin 2 adlı oyun şiddet öğeleri içerdiğinden 18 yaşından küçüklerin gelişimini olumsuz etkiler. İlimiz sınırları içerisinde internet toplu kullanım sağlayıcı iş yerlerinde oynatılması veya bilgisayarlarda yüklü olmasının yasaklanmasına, bu iş yerlerinde müşterilerin rahatlıkla görebileceği yerlere 'Şiddet, pornografi, kumar ve uyuşturucu kullanımını içeren oyunların oynanması ve oynatılması yasaktır' yazısı asılmasına karar verilmiştir. Belirtilen tedbir ve yasaklara uymayan kişi veya sorumlular hakkında fiilleri ayrı bir suç teşkil etmiyorsa İl İdaresi Kanunu, Kabahatler Kanunu ve İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkındaki Yönetmeliğin ilgili maddeleri gereğince idari para cezası uygulanacaktır.”

Erzurum'da geçen yıl 9 Kasımda cesedi bulunan 14 yaşındaki Musa Kanğ'ın çok iyi bildiği “Metin 2” oyununda yarattığı karaktere internette yüksek fiyatlarda alıcı bulduğu için kaçırılmış olabileceği iddia edilmişti.

Pana filmden İsrail'e yanıt

İsrail, Ankara-Tel Aviv arasında kriz yaşanmasına neden olan “Ayrılık” dizisinin ardından bu kez de “Kurtlar Vadisi Pusu”ya yönelik diplomatik kanallardan bir protesto girişiminde bulundu.PANA film de İsrail'e yanıt verdi.

Daha önce TRT'de yayınlanan Gazze konulu “Ayrılık” dizisini protesto eden İsrail, bu defa “Kurtlar Vadisi Pusu”nun önceki hafta gösterilen bölümüne ilişkin olarak harekete geçti.

Yedioth gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre, İsrail Dışişleri Bakanlığı, konu hakkında bilgi almak için Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'u Bakanlığa çağırdı.

Anadolu Ajansı, Bakanlık'taki görüşmede İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon'un, Çelikkol'a diziden duydukları rahatsızlığı ve üzüntüyü ilettiğini bildirdi.

"HEP SİZ Mİ SUÇ İŞLEYECEKSİNİZ?"

"Kurtlar Vadisi Pusu" dizisinde İsrail'in tepkisini çeken olay şöyle gelişti. Polat Alemdar, Memati'nin oğlunu kurtarmak için İsrail Büyükelçiliği'ne ait bir konuta baskın yapıyordu. Polat'ın, çocuğu esir alan kişiyi başından vurduğu sırada ekranlara gelen görüntü ise İsrail'in tepkisine yol açtı. Polat'ın vurduğu kişinin başından sıçrayan kan duvardaki Davut Yıldızı'na sıçradı.

İsrail'in asıl tepkisini çeken olay ise Polat ile İsrail hesabına çalışan bir kişi arasında geçen şu diyalog oldu:

- Burası yabancı bir ülke toprağı. Savaş suçu işliyorsunuz.

Polat: Hep siz mi savaş suçu işleyeceksiniz?

PANA FİLMDEN İSRAİL'E YANIT

Pana Film’in yapımcılığını üstlendiği Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde İsrail’in savaş suçu işlediği ifadesine yer verilmesi üzerine, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Aviv Büyükelçisi’ni çağırarak, ülkesi adına duyduğu üzüntü ve rahatsızlığı dile getirmesinin ardından Pana Film’den konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.

Pana Film tarafından yapılan yazılı açıklamada; İsrail’in, başta Birleşmiş milletler raporları olmak üzere, birçok uluslararası insan hakları örgütünün hazırladığı raporlarda defalarca savaş suçlusu ilan edildiği ifadeleri kullanıldı. Açıklamada; Filistinli çocukların, en temel yaşamsal hakları olan beslenme, sağlık, eğitim gibi haklardan mahrum edildiğine, Birleşmiş milletler bayrağı altındaki çocukların bombalandığına dikkat çekildi.

Kurtlar Vadisi ırak filminde, İsrailli bir doktorun organ kaçakçılığına karıştığını gösteren sahnelerin eleştirildiğini ve yalanlandığını, fakat kısa bir süre önce bizzat İsrailli kaynakların, bu sahnenin doğruluğunu kanıtlayan gerçekleri ortaya çıkardığını belirten açıklamada, “İsrail yönetimi, insanlık dışı uygulamalarının teşhirini diplomatik yollardan engellemeye çalışmak yerine, bir an önce Filistinli çocuklara uyguladığı vahşeti durdurmalıdır. Kurtlar Vadisi, doğruları söylemeye ve yanlışları teşhir etmeye devam edecektir” ifadeleri yer aldı.

10 Ocak 2010 Pazar

2010'un ilk Windows yaması

2010 yılının ilk Windows yaması hazır: İşte önümüzdeki hafta yayınlanacak yamalar ve detayları...

Microsoft, Windows 2000, XP, Vista ve Windows 7'yi etkileyen bir güvenlik açığını kapatmak için sadece tek bir yama hazırladığını duyurdu.

Bu yama Windows Server 2002, Server 2008 ve 2008 R2'yi de etkileyecek. Ancak bu Windows sürümlerindeki güvenlik riski Microsoft tarafından düşük olarak işaretlendi.

Microsoft'tan Jerry Bryant blog'da yazdığı mesajında, bu hatanın kullanılabilirliğinin düşük olduğunu, bu yüzden toplam tehlike seviyesinin düştüğünü belirtti. Bryant, Server Message Block'ta yer alan Denial of Service hatasının da henüz yamanmadığını dile getirdi. Windows 7 ve Windows 2008 R2'de çökme olmadan kilitlenmelere sebep olabilen bu sorunun giderilmesi için de çalışılıyor.

Microsoft, Ekim ayındaki yama dalgasında 34 güvenlik açığını kapatan 13 güncelleme gerçekleştirmişti. Windows XP ve Vista yoğun bir şekilde yamanırken, yeni işletim sistemi Windows 7 temiz bir sağlık raporuyla aradan sıyrılmıştı.

Dokunmatiği çok abarttılar

Bilgisayar ekranı, touchpad, klavye ve hatta fare dokunmatik oldu. Ama işler bununla kalmıyor.

Light Blue Optics (LBO) firması Las Vegas'ta gerçekleştirilen Tüketici Elektroniği Fuarı'nda (CES) tamamen yeni bir giriş tekniği tanıttı. Light Touch ismindeki interaktif projektör, lazer projeksiyonu sayesinde dokunmatik bir ekranı neredeyse her yüzeye yansıtabiliyor.

Kızılötesi tanıma tekniği ile birleştirildiğinde ortaya çıkan 10 inçlik yansıtılmış resim, parmaklarla kontrol edilebilen bir dokunmatik ekrana dönüşüyor. Harici cihazlar projektöre Wifi veya Bluetooth ile bağlanıyor. Ayrıca 2 GB büyüklüğündeki dâhili Flash bellek istendiğinde microSD kartlar ile 32 GB'a kadar genişletilebiliyor. Cihaz bir mono hoparlör veya kulaklık üzerinden ses veriyor. Projektör video içeriklerinde 15 Lümen aydınlık değerine, diğer içeriklerde ise 35 Lümen'e ulaşabildiği söyleniyor.

Cihazın en zaman ve hangi fiyata Türkiye 'ye geleceği henüz kesinleşmiş değil.

Kalbi korumak için yatağa girin

Kanada'da 16 yıl süren araştırmanın sonuçlarına göre haftada en az 2 kez seks yapan erkekler kalp hastalıklarına yüzde 50 daha az yakalanıyor.

Kanada'da yapılan bir araştırma, haftada en az 2 kez seks yapan erkeklerin, kalp hastalıklarına yüzde 50 daha az yakalandığını ortaya koydu. Calgary Üniversitesi bilimadamlarının 16 yıl boyunca yaşları 40 ila 70 arasında değişen 1000 erkek denek üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre ayda 8'den daha az seks yapan erkekler, haftada 2 kez seks yapan erkeklere göre daha fazla kalp sorunu yaşıyor. Amerikan Kardiololji Dergisi'nde yayınlanan araştırmayı yapan bilimadamları, bunun cinsel ilişkinin vücuttaki fiziksel ve duygusal etkileriyle bağlantılı olduğu görüşünde.

SOĞUK ALGINLIĞINA BİRE BİR

Uzmanlar, bunu cinsel ilişkiyle salgılanan ve 'DHEA' adı verilen 'gençlik hormonu' bağlıyor. İngiliz doktorlar da düzenli olarak seks yapmanın soğuk algınlığına karşı bağışıklığı kuvvetlendirdiğini, kemikleri güçlendirdiğini, eklem ağrılarını ortadan kaldırdığını, haftada ortalama 4 kez seks yapanların ise 7-12 yıl daha genç gösterdiğini belirtiyor.

Çağımızın hastalığı; ilişki bağımlılığı

İlişkinizde önce‘Ben’ deyin! Günümüz ilişkilerinin en büyük sorunu sıradanlık. İlişkiyi monotonluğa iten ise birey olduğumuzu unutmamız.

Evlilikler ya da uzun süreli beraberliklerin ilk ayından itibaren kimliğimizi farklı bir boyuta taşımaya başlıyoruz. Kendimizi unutuyoruz, alışkanlıklarımızdan vazgeçiyoruz, partnerimizle tek bir vücuda dönüşüyoruz. Dudaklardan dökülen ‘ben’ kelimesi, yerini ‘biz’ kelimesine bırakıyor. Dünya benim için değil, bizim için dönüyor. Hayat, ‘Benim hayatım’ değil, ‘bizim hayatımız’ oluyor. Böyle gelmiş, böyle gider... Büyüklerin dediği gibi, bir elmanın iki yarısı olmak... Bu söz dünyadaki tüm ilişkilerde genel geçer bir kural. İlişkiler bu temel üzerinde yükseliyor. Evet, bir bütün olabilmek güzel de bunun da sınırları olmalı. Çünkü bu kez ilişkide bağımlılık sorunu ortaya çıkabilir.

Peki, neden birbirimize bu kadar çok bağlanıp birey olduğumuzu unutuyoruz?

Psikolog Aslı Akkan bu durumu şöyle açıklıyor: “Zaman geçtikçe ilişki içindeki taraflar, ilişkiyi koruma adına kendilerini unutuyor. Bu durum uzun ilişkilerin sıradanlaşmasına yol açıyor.” Zaten yapılan araştırmalar gösteriyor ki birbirine bağımlı olma, terk edilme; sevilmeme ve yalnız kalma korkularımızdan kaynaklanıyor.

Birey olduğunuzu unutmayın!

Gerçekten de birçok ilişkide çiftler ilk günkü heyecanlarını yitirdikleri, birbirlerinden sıkıldıkları için ayrılıyor. Oysa sıradanlaşan ilişkileri kurtarmanın çok kolay bir yolu var: Kişilerin kendi isteklerini, zevklerini açık açık söylemeleri. “Tarafların ilişki kurmayla ilgili güvenlerini mümkün olan en üst düzeyde geliştirme çabaları, uzun süreli ilişkilerin yıpranmasını en aza indirecektir” diyor Akkan. İşte bu yüzden de yeni bir ilişkiye başladığımız an birey olduğumuzu asla unutmamak büyük önem taşıyor.

Bağlanmanın bilimsel açıklaması da var

Psikolog Aslı Akkan bağlanmayla ilgili sorunları Bolwby’nin Bağlanma Kuramı’na bağlı olarak temellendiriyor. Aslında ilişkimizdeki bağımlılık derecemiz bebekliğimizden itibaren şekillenmeye başlıyor. Bolwby Kuramı’na göre 3 tip bağlanma türü ortaya çıkıyor.

Güvenli Bağlanma (Secure Attachment): Güvenli bağlanma gösteren bebekler, anneleri ya da bakıcıları yanlarındayken ondan uzaklaşıp çevreleriyle ilgilenir. Diğer bireylerle iletişime girme konusunda rahat davranırlar, bakıcıları uzaklaşırsa ya kısa bir süre ağlayıp sonra oyuna dalarlar ya da fazla tedirginlik göstermezler. Bakıcı geri döndüğünde sevinip onunla ilişkilerini sürdürürler.

Kaygılı/Çelişkili Bağlanma (Anxious / Ambivalant Attachment): Bu bebekler anneden ayrılıp çevreyle ilgilenmez. Anneleri uzaklaştığında terk edildiklerine dair korkuları iyice artar, anneleri yanlarından ayrılıp geri dönerse ağlarlar ve bir yandan ona sarılıp bir yandan da iterler.

Kaçınık Bağlanma (Avoidant Attachment): Bebekler, anneleri yanlarındayken çevreyle ve yabancılarla ilgilenir, duygularını anneleriyle paylaşmaz, bir bakıma annelerinden bağımsız bir biçimde çevreyi araştırır. Anneleri yanlarından ayrılıp geri dönerse, görmezden gelip oyunlarına devam ederler.

İlişki terapisti gözüyle bağımlılık

Cinius Yayınları’ndan çıkan ‘İlişkinizi Kurtarma Rehberi’ adlı kitabın yazarı, Yaşam Koçu ve İlişki Terapisti Yeşim Varol Şen’e ilişkilerde yaşanan bağımlılığı sorduk.

İlişkilerde yaşanan en büyük problem nedir?

Son dönemlerde danışanlarımda izlediğim en önemli sorun iletişim eksikliği. Yanlış iletişim dili kullanmak, sorunların çözümünden uzaklaşmayı ve sürekli tartışmayı doğuruyor. Yargılayıcı ve suçlayıcı bir dil kullanmak uzun vadede saygıyı ve sevgiyi örseliyor. Bunun yanı sıra ilişkide aşırı beklenti içinde olmak, birey olmaktan vazgeçmek, gereksiz kısıtlamalar, geçmiş tartışmaları sürekli gündemde tutmak sıkça görülen hatalardan bazıları. Özellikle beni dehşete düşüren ve maalesef toplumumuzun kanayan yarası şiddet de bu saydıklarıma ekleniyor.

Birey olduğumuzu unutup birbirimize çok fazla mı bağımlı oluyoruz?
Her ne kadar istisnai durumlar olsa da birçok bireyde kimliğini ilişkinin kimliğiyle özdeşleştirmek gibi bir algı yanılması yaşanıyor. Birçoğumuzun aklında ‘ilişkide böyle davranılması gerekir’ şeklinde kalıplar var. Oysa bu kalıplardan doğan kısıtlamalar sadece ilişkinin ömrünü kısaltıyor. En önemli şey ilişki değil, ilişkiyi yaşayan bireylerdir. İlişki içerisinde ‘biz’ olabilmek önemli ancak bu ‘ben’ kimliklerimizi bir kenara bırakmamız anlamına gelmiyor. Kendi kimliğini koruyabilen, sınırlarını çizebilen bireylerin kurduğu ilişkiler daha sağlıklıdır. Bireyler ilişkilerini bağımlılık hissederek değil, hayatlarını zenginleştirecek birliktelikler olarak yaşamalı. Çünkü bağımlılık, kişilerin sınırlarını korumasını engelleyen bir durum. Bu anlamda bağlanmakla, bağımlı olmak arasında ciddi fark var.

İlişkinin hangi evresinde birey olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor?

İlişkinin hiçbir evresinde birey olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Kendi kimliğimizi salt ilişkimizin kimliğiyle tanımlamak bir bağımlılıktır. Bu bize bireyin ciddi bir öz değer problemi yaşadığını gösteriyor. Hayatının merkezine kendisini koyabilen, ancak kendisi mutlu olduğunda etrafına da mutluluk verebilen bireyler mutlu ilişkiler kurabilir. Aksi takdirde sırf ilişkiyi korumak adına kendinden fazlasıyla taviz verip tükenen, ilişkinin dışında toplumla uyum problemleri yaşayan bireyler haline döneriz.

Güzel bir ilişki sağlıklı bir şekilde yürütebilmenin sırrı nedir?

Arkadaşlık çok önemli. Bu da doğru iletişim diliyle mümkün. Bireylerin ilişkinin dışında da kendilerine zaman ayırmaları ilişkiyi besliyor. Ayrıca eşimizin farklılıklarını kabul etmek ve bunlara saygı göstermek, sorunlar karşısında çözüm odaklı davranabilmek de önemli. Çoğu insan tartışmalarda haklılığını kanıtlamaya çalışıyor. Önemli olan haklı olmak değil, mutlu olmaktır.