17 Mart 2013 Pazar

Uhud savaşı neden ve sonuçları



Uhud savaşı 

Mekkeli müşrikler, Bedir gazasında uğradıkları bozgundan ders almadıkları gibi, bunun acısını da bir türlü unutamıyorlardı. Kureyş, ileri gelenlerinden bir çoğunu bu savaşta kaybetmişti. Ayrıca, Şam ticaret yolunun Müslümanların kontrolüne geçmesi, çileden çıkmalarına sebep oluyordu.
Ebu Süfyan'ın başkanlığındaki ticaret kervanı, Mekke'ye yüzde yüz kârla dönmüştü. Sermayeye iştirak edenlerin çoğu, Bedir gazasında öldüğünden, kervanın karı Dar-ün-Nedve denilen, müşriklerin karar almak için toplandıkları binada muhafaza ediliyordu.
Saffan bin Ümeyye, İkrime bin Ebi Cehl, Abdullah bin Rebia gibi babalarını, kardeşlerini, kocalarını, oğullarını Bedir'de kaybedenler; "Müslümanlar, bizim büyüklerimizi öldürdü. Bizleri perişan etti. Artık onlardan intikam almak zamanı geldi. Kervanın karıyla, bir ordu hazırlıyalım. Medine'yi basalım, intikamımızı alalım" diye Ebu Süfyan'a başvurdular.
Ebu Cehl, Utbe, Şeybe gibi azılı kafirler daha önce öldürüldüğü için, müşriklerin başında, henüz Müslüman olmayan Ebu Süfyan bulunuyordu. Şam ticaretinde yüz bin altın elde edilmişti. Bunun yarısı sermaye, yarısı da kar idi. Sermaye, sahiplerine hemen dağıtılıp, kar da ikiye ayrılarak yarısı ile silah, diğer yarısı ile de asker toplandı. Ayrıca şair ve hatiplere de verildi. Hatipler ve şairler halkı galeyana getirip, savaşa teşvik etmek için şiirler, mersiyeler okuyorlar; kadınlar def, dümbelek çalarak onlara iştirak ediyorlardı. Müslümanları Medine'den çıkarmak, sevgili Peygamberimizi ortadan kaldırmak ve İslâmiyet'i yok etmek gayesinde olan müşrikler, civar kabileleri de dolaşarak asker topladılar.
Nihayet Mekke'de 3000 kişilik büyük bir ordu hazırlandı. Bunların 700'ü zırhlı, 200'ü atlı olup, 3000 de develeri vardı. Çalgıcıların ve kadınların da iştirak ettiği bu büyük orduya Ebu Süfyan komuta ediyordu.
Henüz iman etmeyen hanımı Hind de kadınların başında olup, müşrikleri savaşa teşvikte pek ileri gidiyordu. Çünkü Bedir gazasında babasını ve iki kardeşini kaybetmişti. Bunun acısını unutamıyor, kadınların harbe katılmamasını istiyenlere karşı; "Bedir harbini hatırlayın! Kadınlarınıza, çocuklarınıza kavuşmak için Bedir'den kaçtınız! Bundan sonra kaçmak istiyenler, karşılarında bizleri bulacaklardır!" diyerek onları susturuyordu. Bu şekilde Kureyşlileri tahrik ederek bütün gücüyle onları savaşa teşvik etti.
Müşriklerden Cübeyr bin Mut'im'in mızrak atmakta çok usta, pek mahir olan Vahşi adlı bir kölesi vardı. Attığını vuran keskin bir nişancı idi. Hind, babası Utbe'yi, Cübeyr de amcası Tuayma'yı Bedir'de öldürdüğü için, hazret-i Hamza'ya karşı müthiş bir intikam ateşi ile yanıp tutuşuyorlardı.
Cübeyr, kölesi Vahşi'ye, "Eğer Hamza'yı öldürürsen, seni azad eder, serbest bırakırım!" dedi.
Hind de; "Onu öldürürsen sana pek çok altın ve mücevherler vereceğim!" diyerek vaadlerde bulundu.
Mekke'de hazırlıklar tamamlanmıştı. Kureyş ordusu, sancaklarını açarak; birini Talha bin Ebi Talha'ya, birini Ehabiş'tan birine, birini Üveyf oğlu Süfyan'a verdiler.
Hazret-i Abbas; müşriklerin üç bin kişilik bir ordu kurduklarını, bunların yedi yüzünün zırhlı, iki yüzünün atlı olduğunu, üç bin develerinin ve sayısız silahlarının bulunduğunu bildiren ve yola çıkmak üzere olduklarını haber veren, buna göre tedbir alınmasını isteyen bir mektubu, güvendiği bir kimseyle hemen Medine'ye gönderdi.



Hazret-i Hamza da şehid oldu 

Uhud meydanının her tarafında amansız, müthiş bir çarpışma bütün şiddetliyle devam ediyor, bazıları atlı, bazıları da yaya olarak iman-küfür mücadelesini sürdürüyorlardı.
Hazret-i Hamza, Müslümanlara meydan okuyan, Siba' bin Ümmü Enmar'a "Yanıma gel ey sünnetçi kadının oğlu! Demek sen Allah'a ve Resulüne meydan okuyorsun öyle mi?" deyip, onu göz açtırmadan bacaklarından tutup yere serdi.
Üzerine çöküp öldürdükten sonra, karşı kayanın arkasında Vahşi'nin elinde mızrak ile kendisine nişan aldığını gördü. Derhal üzerine yürüdü. Önündeki sellerin açtığı çukura gelince, ayağı kaydı ve arkası üzere düştü.
O anda karnından zırhı açılmıştı. Fırsatı yakalayan Vahşi, mızrağını fırlattı! Mızrak, uçarak hazret-i Hamza'nın mübarek vücuduna saplandı ve diğer taarftan çıktı. Kahramanların büyüğü; "Allah'ım!" diyerek oraya çöktü. Şehid olmuş, özlediği makama kavuşmuştu. Allahü teâlânın yolunda, sevgili Peygamberinin uğrunda canını feda etmişti.
Bu sırada, düşman saflarından birisi, "Ey Kureyş cemaatı! Akrabalık haklarını gözetmeyen, kavminizi bölen Muhammed ile çarpışmaktan geri durmayınız. Eğer Muhammed kurtulursa, ben kurtulmayayım!" diyerek, müşrikleri, Kainatın efendisine saldırmaya teşvik ediyordu.
Bu ses, Asım bin Ebi Avf'ın idi. Ebu Dücane hazretleri bu sesi işitmişti. Çarpışa çarpışa, Asım bin Ebi Avf'ı buldu ve hemen öldürdü. Fakat arkasındaki müşrik Ma'bed, bütün gücüyle kılıcını hazret-i Ebu Dücane'ye salladı.
Allahü teâlânın bir ihsanı olarak ani ve çok çabuk bir hareketle yere çöken Ebu Dücane, öldürücü darbeden kurtuldu. Derhal kalkıp, kılıcını Ma'bed'e vurarak öldürdü.
Kureyşli müşriklerin hedefleri, Alemlerin efendisi idi. O'na yaklaşabilmek için bütün güçlerini harcıyorlardı. Fakat, etrafında pervane gibi dönen, bir zarar olur korkusu ile canlarını feda etmekten zerre kadar kaçınmayan şanlı, şerefli Eshabı bir türlü geçemiyorlardı.
Bu kahraman otuz yiğit, Resulullah efendimizin önünde; "Ya Resulallah! Yanından hiç ayrılmamak üzere yüzümüz, mübarek yüzünün önünde siper ve kalkan; vücudumuz, mübarek vücuduna fedadır; yeter ki sen selamette ol" diyorlardı.
Müşrikler, gruplar halinde hücum ediyorlardı. Fahr-i alem efendimiz, yanında bulunan ve vücudlarını kendisine siper eden kahraman Eshabına, bir gurubu göstererek; "Allahü teâlânın yolunda vücudunu bize kim feda eder?" buyurunca, Medineli beş sahabi ileri fırlamıştı.
Resulullah efendimizin mübarek gözleri önünde; tekbirler alarak, döne döne çarpıştılar. Nihayet bunlardan dördü şehid oldu.
Beşincisi on dört yerinden yaralanıp yere düşünce, Alemlerin efendisi; "Onu, benim yanıma yaklaştırınız" buyurdu. Vücudunun her yerinden kanlar akıyordu.
Sevgili Peygamberimiz oturarak mübarek ayaklarını başına yastık yaptılar. O halde şehid olmak şerefine kavuşan bu mutlu sahabi, Umare bin Yezid hazretleriydi 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder